Makale/Blog

Know-How

08.12.2021 Know-How

Giriş

Bilindiği gibi sözleşme türleri Borçlar Kanunu’nda yahut diğer kanunlarda düzenlenmiş sözleşmelerle sınırlı değildir. Kanunda düzenlenmiş isimli sözleşmeler gibi bir de kanunda düzenlenmemiş olan isimsiz sözleşmelerin olması sözleşme serbestisinin de gereğidir. Bu minvalde değerlendirilebilecek sözleşmelerden biri de know-how sözleşmesidir.

Bu çalışmada know-how1 sözleşmesi; sözleşmenin tarihsel gelişimi, tanımı, unsurları, şekli tartışılıp diğer bazı yakın sözleşme türleri ile karşılaştırmalar yapılacak, bu sözleşmenin taraflara yüklediği yükümlülükler ve bu sözleşmeye uygulanacak hükümler açıklanacak nihayetinde sözleşmenin nasıl sona erdiğinden bahsedilerek çalışma tamamlanacaktır.

Giriş

Bilindiği gibi sözleşme türleri Borçlar Kanunu’nda yahut diğer kanunlarda düzenlenmiş sözleşmelerle sınırlı değildir. Kanunda düzenlenmiş isimli sözleşmeler gibi bir de kanunda düzenlenmemiş olan isimsiz sözleşmelerin olması sözleşme serbestisinin de gereğidir. Bu minvalde değerlendirilebilecek sözleşmelerden biri de know-how sözleşmesidir.

Bu çalışmada know-how1 sözleşmesi; sözleşmenin tarihsel gelişimi, tanımı, unsurları, şekli tartışılıp diğer bazı yakın sözleşme türleri ile karşılaştırmalar yapılacak, bu sözleşmenin taraflara yüklediği yükümlülükler ve bu sözleşmeye uygulanacak hükümler açıklanacak nihayetinde sözleşmenin nasıl sona erdiğinden bahsedilerek çalışma tamamlanacaktır.

Tarihsel Gelişimi

İlk defa 1955’te Federal Almanya’da bir mahkeme kararına konu olan know-how sözleşmesinin ortaya çıkışı daha öncelere dayanmaktadır2. Know-how sözleşmesi ilk olarak 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Anglo-Amerikan hukuk sisteminde doğmuştur3. Önceleri yalnızca teknik bilgi olup patent alınamayan yahut patent sürecinde olan bilgiler için kullanılan know-how kavramı yavaş yavaş ticari ve sınai bilgiyi de kapsayacak şekilde genişledi4. Öncelikle sanayileşmiş ülkelerde önem kazanan bu sözleşme türü zamanla ulusal sınırları aşıp uluslararası boyutlara ulaşmasıyla birlikte sanayileşmekte olan ülkelerde de kullanılmaya başlanmıştır5.

Günümüzde özellikle gelişmekte olan ülkelerde teknolojiye yönelik çalışmalar arttıkça teknoloji transferi bağlamında know-how sözleşmesinin önemi de artmaktadır.

Tanımı

Know-how sözleşmesi bazen teknik bilgi sözleşmesi veya teknoloji transferi sözleşmesi olarak da adlandırılabilmektedir. Teknik bilgi kavramına yapılabilecek farklı tanımlarla know-how sözleşmesi teknik bilgi sözleşmesi olarak kabul edilebilir. Ancak know-how sözleşmesi kanımızca teknik bilgi sözleşmesi olarak tanımlanmamalıdır çünkü bu know-how sözleşmesinin kapsamını daraltmak manasına gelebilecektir. Know-how sözleşmesinin teknik bilgi sözleşmesi olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını anlamak üzere önce teknik bilgi kavramını ve bunu hukukumuzdaki yerini anlamak uygun olacaktır.

Teknik Bilgi Nedir?

Türk dil kurumunun sözlüğünden “teknik” kelimesinin tanımına baktığımızda iki farklı anlam görüyoruz;

1.Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi.

2. Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama6

Bizzat bu iki farklı anlam üzerinden giderek know-how’ın teknik bilgiye denk olup olmadığı üzerinde yorum yapmak mümkündür. İlk tanım kelimenin daha geniş anlamına işaret eder. Bu tanıma göre hareket ettiğimizde teknik yalnızca fenni ilimlere ilişkin değil daha geniş manada sanat ve meslek dallarını da içine alacak şekilde kullanılan yöntemleri kapsar. Bu bağlamda değerlendirildiğinde teknik bilgi know-how kavramının tamamını kapsayacak ve hatta aşacak bir kapsama kavuşur. Ancak ikinci tanıma göre hareket edildiğinde teknik daha çok fenni bilimler kapsamında değerlendirilir ve ticari bilgiler yahut bir işletmenin işleyişine dair bilgiler bunun dışında tutulursa bu sefer teknik bilgi know-how kavramının tamamını kapsamına alamayacak şekilde daralmış olur.

Bu bağlamda know-how üzerine yazılanları değerlendirdiğimizde bir kısım yazarlarca bu ayrıma girilmemiş olmakla beraber bu ayrımda bir taraf tutularak araştırmalar buna göre yazıldığı görülebilir. Örneğin Baş’ın kaynakçada da belirtilmiş olan “Teknik Bilgi (Know-How) Sözleşmesi” adlı kitabında know-how kavramının muğlaklığı ve farklı şekilde anlaşılabilir olmasına değinilmesine rağmen “know-how” kavramı yerine “Teknik Bilgi” kavramını kullanması hususunda geniş bir açıklama yapmamış bunu bir ön-kabul olarak kabul ederek araştırmasını bu terminoloji üzerinden sürdürmüştür7. Yüksel de aynı şekilde know-how’ı doğrudan teknik bilgi olarak niteledikten sonra know-how’ın ticari de olabileceğini bu takdirde buna ticari know-how denmesi gerektiğini öne sürmüştür8.

Bununla birlikte Erbay kitabının muhtelif yerlerinde aksini savunanlar olmasına rağmen pratikte ve yargı kararlarında da bu şekilde tanınmasının göz ardı edilemeyeceğinden bahisle know-how kavramının teknik bilgiden daha geniş bir alanı kapsadığına değinmiştir9.

Öğüz ise know-how kavramının teknik bilgi kapsamı dışına çıkıp çıkmadığının doktrinde nasıl değerlendirildiğini açıkladıktan sonra aslında know-how’ın teknik bilgi dışına çıkabileceğinin know-how’ın teknik bilgi olduğunu öne sürenler tarafından dahi kabul edildiğini söyleyerek kapsamın teknik bilgi ile sınırlı olmaması gerektiğini savunur10.

Bu görüşler bağlamında değerlendirildiğinde; daha çok know-how kavramına Türkçe karşılık getirmeye çalışanların know-how’ı teknik bilgi ile özdeşleştirdiklerini ve bu yazarların dahi know-how’ın teknik bilgi dışına çıkabileceğini belirtmeleri göz önünde bulundurulduğunda know-how’ın teknik bilgiden fazlasını kapsadığı ve Türkçe karşılık getirmenin çok da mümkün olmadığı söylenebilir.

Know-How Sözleşmesi Nedir?

Know-how sözleşmesi; bir tarafa (know-how verene) diğer tarafa belirli bir know-how’ı açıklama ve kullanımına izin verme diğer tarafa ise buna karşılık bir bedel ödeme yükümlülüğü veren bir sözleşmedir11.

Unsurları

Bu başlık altında sözleşmeye adını veren karakteristik edim yükümlülüğü know-how, karşı tarafın asli edim yükümlülüğü bedel ve tarafların anlaşması incelenecektir.

Sözleşmenin Konusu: Know-How

Know-how kavramı gerek diğer hukuk kavramlarına nazaran daha yeni olması gerekse gayri maddi alana ilişkin olması dolayısıyla tanımlanması kolay olmayan ve dolayısıyla hakkında birbirinden farklı birçok tanımlama bulunan bir kavramdır. Bu bağlamda biz genel bir tanımlama yaptıktan sonra know-how’ı unsurları üzerinden incelemeye çalışacağız.

Know-how sahibine ekonomik yarar sağlayan ve hukuken korunmayan sınai nitelikte bilgi ve tecrübelerdir.

Unsurları

Sınai Haklardan Sayılmaz

Doktrinde yaygın görüş know-how’ın sınai nitelikte olduğu ancak sınai haklardan sayılmayacağıdır12. Bir haktan söz edebilmek için bunun hukuk düzenince tanınması gerekir. Know-how sınai hukuk alanının bir parçası olmasına rağmen kanun koyucu tarafından diğer bazı sınai hususlarda tanınan haklar know-how’a tanınmamıştır13. Bu bağlamda kanun koyucunun bu hususta zımni olarak know-how’a hak tanımamak hususundaki iradesinden söz edilebilir. Öğüz’ün bahsettiği üzere aksi görüşü savunup know-how’ın mutlak hak konusu olduğunu iddia edenler14 olsa da bu ihtimalde know-how sözleşmesinin know-how alana know-how hakkının devri niteliğinde bir sözleşme olması gerekeceğinden ve pratikte de know-how sözleşmelerinin bu şekilde işlemediğinden ötürü bu görüşün pek takipçisi yoktur15.

Bilgi ve Tecrübeleri İçerir

İster teknik isterse ekonomik, ticari vs. alana ilişkin olsun know-how konuları muhakkak sınai niteliktedir16. Doktrinde know-how’ın bilgi değil yalnızca tecrübelerden oluşabileceğini iddia eden bir görüş –bu görüşü savunanlar bilginin patent, faydalı model vs. kapsamında korunması gerektiğini savunur17- olsa da teknik bilgi kapsamına girmeyen dolayısıyla patent korumasını alamayacak bilgilerin know-how kapsamınca da korunamamasına yol açacağı için bu görüş çoğunlukça reddedilmiştir18.

Patent Ettirilebilirlik Zorunlu Değildir

Bir hususun patent ettirilebilmesi için tekniğin bilinen durumunu aşması ve sanayiye uygulanabilir olması gerekir19. Aksini savunanlar olsa da20 know-how için bu şartlar yoktur. Yani bir bilgi tekniğin bilinen durumunu aşmasa ve sanayiye uygulanamasa bile know-how sözleşmesine konu olabilir.

Gizlilik Hususu

Bu hususta doktrinde ve yargı kararlarında tartışmalar vardır. Bu tartışmalar büyük oranda sır kavramının geniş ve dar anlaşılmasından kaynaklanmıştır. Hem Öğüz hem Erbay araştırmalarında sır kavramının dar ve geniş manalarına değinmiştir. Erbay bunun dar manada anlaşılması gerektiğini düşünmüş ve know-how’ın sır niteliği taşımasının zorunlu olmadığını savunmuştur21. Öğüz ise özellikle know-how kavramının ekonomik mahiyetine dikkat çektikten sonra zaten aşikâr olan bilginin bir bedel ödenerek alınmasının manasız olacağını dolayısıyla know-how’ın sır niteliğini haiz olması gerektiğini ifade etmiştir22.

Gerçekten de sır kavramını geniş olarak düşünüldüğünde bunun know-how’ı kapsayacağı anlaşılabilir ve yine Öğüz’ün bahsettiği üzere know-how’da hiçbir gizlilik unsuru bulunmaması halinde zaten sınai haklar bağlamında da korunmayan bu hususun sözleşmeye tabi olarak karşılığında bir bedel ödenmesi gereksiz olacaktır. Bu bağlamda know-how’ın en azından karşı tarafı bu sözleşmeyi yapmaya sevk edecek bir gizlilik unsuru taşımasının zorunlu olması gerektiği söylenebilir.

Gayri Maddidir

Aslında bu gayet açık bir mevzu olmasına rağmen birkaç hususu belirtmek gerekebilir. Know-how bilgi ve tecrübelerden oluştuğu ve know-How sınai alana ilişkin olduğu yukarıda zaten açıklanmıştı.

Know-how’ın maddi olmayan yapısının tekrardan zikredilmesi, know-how’ın ilgili bilgi ve tecrübeyi barındıran kâğıt, CD, bilgisayar programı vs. değil bilginin kendisinin olduğu hususu önem arz eder23.

Devredilebilir Olmalıdır

Know-how’ın devredilebilir olması üzerinde sözleşme kurulabilmesi için gereken şartlardan biridir. Nitekim devredilemeyecek bir husus karşı taraf için bir mana ifade etmeyeceği için bu hususta sözleşme yapılması da mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda know-how konusu bilgi veya tecrübenin mevcut bulunduğu kişi veya işletmeden soyutlanabilir olması gerekir. Soyutlanabilirlik Know-how alanın bu know-how’dan faydalanabilmesi için zorunludur. Ancak soyutlanabilirlik bilgi veya tecrübenin know-how veren kişi ya da işletmeden tamamen bağlantısız olması demek değildir24. Zaten bilgi ve özellikle tecrübe için bunu mutlak manada söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla soyutlanabilir olmaktan anlamamız gereken ilgili bilgi ve tecrübenin başka birey yahut işletmelerce de kullanılabilir olup olmadığıdır.

Bedel

Know-how sözleşmesi için bir tarafın yükümlülüğü know-how’ın devri iken diğer tarafın asli edim yükümlülüğü ise bedel ödeme yükümlülüğüdür. Eğer bir tarafın know-how’ın devrine karşılık diğer tarafın bir hizmeti yerine getirmesi, başka bir know-how’ı devri vs. gibi edimler kararlaştırılmışsa –sözleşme serbestisi kavramına binaen- bu sözleşmenin mevcudiyeti hususunda herhangi bir sıkıntı yaratmasa da, ilgili sözleşme artık know-how sözleşmesi değildir. Ayrıca verilen know-how karşılığında bedel alınmaması da sözleşmenin niteliğini değiştireceğinden artık bir know-how sözleşmesinden bahsetmek mümkün değildir25.

Tarafların Anlaşması

Sözleşmenin kurulması TBK md. 1 bağlamında değerlendirilir ve sözleşmenin esaslı unsurlarında tarafların anlaşmaları gerekir. Tarafların özellikle; know-how, bedel, kullanma yükümlülüğü, know-how verenin alanın kullanımına itiraz etmemesi hususunda anlaşmaları gerekir26.

Özellikleri

İki Tarafa Borç Yüklemesi

Yukarıda da bahsedildiği üzere know-how sözleşmesi bir tarafa know-how’ı açıklamak borcu yüklerken diğer tarafa ise bedel ödeme borcu yükler. Bu bağlamda bir tarafa know-how’ı açıklamak yükümlülüğünü yüklemekle beraber diğer tarafa herhangi bir yükümlülük yüklemeyen yahut bedel ödemek haricinde başka bir yükümlülük yükleyen sözleşmeler geçerli olmakla beraber know-how sözleşmesi değillerdir27.

Rızailik

Know-how sözleşmelerinde sözleşmenin kurulması için tarafların birbirine uygun irade beyanlarının bulunması gerekli ve yeterlidir. Ayrıca lisans sözleşmelerinde mevcut olduğu gibi istisnai zorunlu lisans benzeri kurumlar mevcut değildir. Bu bağlamda know-how sözleşmeleri rızai sözleşmelerdir28.

Ani Edimlilik

Know-how veren alana know-how’ı –prensip olarak- bir kerede açıklayacağından sözleşme ani Edimlilik özelliği gösterir. Bedelin taksitlerle ödenmesi bu özelliği değiştirmeyeceği gibi know-how’ın uygulanması sırasında danışmanlık hizmeti verilmesi gibi hallerde de bu yan edim olarak ortaya çıkacağından yine sözleşmenin niteliği değişmez29.

İsimsiz Sözleşme Niteliği

Yukarıda giriş bölümünde bahsedildiği üzere kanunda tanımlanan sözleşme türlerinin haricinde sözleşme türlerinin de mevcut olabilmesi sözleşme serbestisi ilkesinin bir gereğidir. Bu bağlamda know-how sözleşmesi de kanunda tanımlanmadığından isimsiz sözleşmeler arasında sayılması mümkündür.

Hukuki Niteliği

Bir sözleşmenin hukuki niteliğini belirlemek hususunda öncelikle sözleşmeyi var olan sözleşme türlerinden birine dâhil etme çabası ortaya koyulur. Çünkü netice olarak her sözleşmenin kendine özgü nitelikleri olsa da burada yapılmaya çalışan benzerlikler üzerinden bir gruplandırma yapma çabasıdır ve özellikle uygulanacak hükümlerin tespiti bağlamında bu işlem büyük önem arz eder.

Bu sebeple bu aşamada know-how sözleşmesi; satım sözleşmesi, lisans sözleşmesi, hasılat kirası sözleşmesi, öğretim sözleşmesi, iş görme sözleşmesi adi şirket sözleşmesi özelliklerinden hangilerini barındırdığı ve bu sözleşmelerden herhangi biri gibi değerlendirilmesi imkânının mevcut olup olmadığına bakılacaktır.

Satım Sözleşmesi

Doktrinde know-how sözleşmesini satım sözleşmesi olarak nitelendirenler olmuştur30. Ancak know-how’da ne bir eşya, cisim gibi maddi bir şey ne de bir hakkın devri söz konusu değildir31. Yine Baş’a göre bu sözleşmede bilgiler know-how alana devredilmemekte yalnızca ona bunu süreli veya süresiz olarak kullanma hakkı tanınmaktadır32. Ancak her ihtimalde satım sözleşmesi hükümlerinin tamamen know-how sözleşmelerine uygulanması bir takım problemler doğurabilir. Neticede satım sözleşmesi ile know-how sözleşmesi arasında fonksiyonel bir benzeşme olsa dahi özellikle ileride değinilecek olan know-how sözleşmesinin feshi durumları ve know-how sözleşmesindeki güven ilişkisi satım sözleşmesi hükümlerince sağlanamayacağından ötürü know-how sözleşmesini satım sözleşmesi olarak değerlendirmek yanlış olacaktır.

Lisans Sözleşmesi

Lisans sözleşmesi kanunca tanınmış sınai haklardan olan marka, patent gibi hakların devrini ifade eder. Bunlar kanunca tanınmış olduklarından dolayı lisans sözleşmesi bir hakkın devri niteliğindedir. Doktrinde de know-how sözleşmesinin lisans sözleşmesinin bir alt türü olduğunu söyleyen bir görüş vardır. Bu görüşe göre kanunda özel olarak sayılmasa da sınai hususlardan olan know-how hususunda yapılan sözleşme de bu nitelikte olacaktır35. Ancak özellikle de know-how’ın geri verilemez oluşundan ötürü -hâlbuki lisansı geri vermek mümkündür- know-how sözleşmesi lisans sözleşmesinden kesin manada ayrılır36. Aslına bakılırsa hakkın devri niteliğinde olması özelliği bir kenara bırakılırsa know-how ile lisans sözleşmesi çok benzer sözleşmelerdir. Bu bölümde yapılacak diğer karşılaştırmalardaki hemen hemen tüm farklılıklar aynı zamanda lisans sözleşmesi ile ilgili sözleşmelerinin de farklılıklarını oluşturur.

Hasılat Kirası

Know-how’ı hasılat kirası bağlamında değerlendiren bir görüş de doktrinde mevcut olmasına rağmen yine know-how gayri maddi niteliği ve hak ihtiva etmemesi sebebiyle hasılat kirasından ayrılır. Özellikle hasılat kirası sözleşmesinin bitimin sözleşme konusu şeyin geri devri şart olduğundan ve know-how kavramının bilgi ve tecrübeleri kapsaması sebebiyle geri devrinin mümkün olmaması sebebiyle de know-how sözleşmesini hasılat kirası sözleşmesinden ayırt etmek gerekecektir.

Öğretim Sözleşmesi

Know-how sözleşmesi bir takım bilgi ve tecrübelerin aktarılmasını içerdiğinden ötürü bunun öğretim sözleşmesi olarak anlaşılması mevcuttur. Ancak know-how sözleşmesi kapsamındaki bilgi ve tecrübelerin sır niteliğini haiz olması ve pratik fayda içermesi şartı bu sözleşmeleri birbirinden ayırmaktadır.

İş Görme Sözleşmesi

Know-how sözleşmesi bağlamında know-how veren taraf diğer tarafın işletmesinde bir süre bulunması ve yine diğer tarafın personelinin bir süre eğitime tabi tutulması söz konusu olabilir. Bu bağlamda know-how sözleşmesinin iş görme sözleşmesi hükümlerine tabi olması gerektiği de doktrinde tartışılmıştır. Ancak yukarıda öğretim sözleşmesinde açıklandığı üzere know-how veren alana karşı bu ve benzeri edimleri gerçekleştirme yükümlülüğü altına girse bile bunlar yine de asli edim yükümlülüğünden sayılmayacağı için know-how sözleşmesi iş görme sözleşmelerinden ayrılır.

Yine vekâlet sözleşmesi ile karşılaştırıldığında da; know-how verenin vekil olarak değil kendi adına iş yapması, know-how’ın mutlak ekonomik amaçla yapılmasına rağmen vekâlet ekonomik amaç güdülmeden yapılabilmesi sebeplerinden ötürü know-how sözleşmesi vekâlet sözleşmesi olarak da değerlendirilemez.

Adi Şirket Sözleşmesi

Know-how sözleşmesinde güçlü güven ilişkisi sebebiyle know-how sözleşmesinin adi şirket sözleşmesi olarak değerlendirilebileceği hususu da doktrinde tartışılmıştır. Ancak bu görüş de çok açık bir şekilde görülen tarafların iradelerinin adi şirkette bir yönde olmasına rağmen know-how sözleşmesinde karşılıklı olmasından ötürü kabul edilemez. Ancak pratikte bu ayrımı yapmak o kadar da kolay olmayabilir. Bazen know-how’ı konu alan sözleşmeler ciroya ortak olmak vs. şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamdaki sözleşmeler adi şirket sözleşmesi olarak değerlendirilebilme özeliğini sürdürür.

Sui Generis

Yukarıda açıklandığı üzere diğer sözleşme türleriyle temelden farklılıklar içeren know-how sözleşmesini bu sözleşmelerden herhangi birinin alt türü olarak saymak mümkün değildir. Bu bağlamda know-how sözleşmesini kendine özgü/Sui Generis bir sözleşme saymak gerekecektir.

Şekli

Kanunda geçmeyen dolayısıyla isimsiz bir sözleşme olan know-how sözleşmesi için doğal olarak bir şekil zorunluluğu da yoktur. Ancak yine genel hükümlerden kaynaklan; sözleşmece belirlenmiş bir şekil zorunluluğu varsa sözleşmenin o şekilde yapılmaması sözleşmeyi geçersiz kılacaktır. Buna ek olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu bağlamında belirlenmiş olan sınırın üstündeki borçların ispatı gerekmesi halinde yazılılık şartı aranacağından sözleşmenin yazılı olarak yapılması yerinde olur.

Uygulanacak Hükümler

İsimsiz bir sözleşmeye uygulanacak hükümlerin nasıl belirleneceğine ilişkin tartışmalara girmeden bu hususta uyuşmazlık konusu hangi sözleşme türüne yakınsa bunun kıyasen uygulanması gerektiği şeklinde hareket ederek know-how sözleşmesini diğer sözleşmelerle kıyaslama işine girişeceğiz.

Mukayese

Know-how sözleşmelerinin diğer sözleşmelerden ayırt edilmesi, bu sözleşmenin daha iyi anlaşılması ve know-how sözleşmesine uygulanacak hükümlerin belirlenmesi açısından, anlatım sistematiğinin kolaylığı gerekçesiyle de mukayese yapılması gerekmektedir. Bu sebeple know-how sözleşmesinin; patent-lisans sözleşmeleri, araştırma sözleşmeleri, mühendislik sözleşmeleri, eğitim, Franchise, finansal ve yönetici sözleşmeleri ile karşılaştırılması bu bölümün içeriği olacaktır.

Patent-Lisans Sözleşmesi

Know-how sözleşmesi ile patent-lisans sözleşmeleri iki temel bakımdan anılır. 1.si en başından beri belirttiğimiz know-how’ın sınai hukuka ait bir kavram olmasına rağmen hukuk sistemince tanınmamı olmasından ötürü bir mutlak hakkı ifade etmez. Dolayısıyla bir mutlak hak ifade eden patent, patent lisans sözleşmesine tabi olduğunda bir hakkın devri söz konusu olur. Know-how sözleşmesinde ise bir hakkın devri değil bir takım bilgi ve tecrübelerin aktarımı söz konusudur44.

İkincisi patent-lisans sözleşmeleri sürekli borç ilişkisi olduğu halde know-how sözleşmeleri ani edimlidir45.

Araştırma Sözleşmesi

Know-how sözleşmesi bir bilgi aktarılması ve kanunda bir hak olarak tanınmaması bağlamında araştırma sözleşmesi ile benzerlik gösterir. Ancak araştırma sözleşmesi ile know-how arasındaki en büyük farklılık know-how sözleşmesinde devri yapılacak bilgi ya da tecrübe belli iken araştırma sözleşmelerinde sonuç garanti edilmemektedir, dolayısıyla belli bir bilgiden söz edilememektedir.

Ancak know-how sözleşmesi belli bir bilginin aktarılmasına ilişkin yapıldığı halde eğer aktarılacak know-how ileride oluşacaksa bu fark ortadan kalkarak, know-how sözleşmesi araştırma sözleşmesine yaklaşmaktadır46.

Mühendislik Sözleşmesi

Mühendislik sözleşmeleri, araştırma sözleşmeleri ve know-how sözleşmeleri birlikte değerlendirildiğinde mühendislik sözleşmeleri ve araştırma sözleşmelerinin birbirine daha yakın olduğu ve know-how sözleşmesiyle araştırma sözleşmesi arasındaki farkın mühendislik sözleşmesinde de geçerli olduğu görülür. Mühendislik sözleşmelerinde de yine taahhüt edenin kesin bir bilgi ve tecrübesinin değil oluşması muhtemel bir bilgi yahut tecrübesinden söz edilir. Yine mühendislik sözleşmesinde mühendis know-how’ı(bilgi yahut tecrübeyi) edimi yerine getirmek için kullanır, know-how sözleşmesinde ise sözleşme konusunun kendisi know-how’dır.

Eğitim Sözleşmesi

Know-how sözleşmesi bir takım bilgi ve tecrübelerin karşı tarafa aktarılması bağlamında eğitim sözleşmesi ile benzerlik gösterir. Know-how ile araştırma sözleşmesinin farkını oluşturan sözleşme konusunun önceden belirli olup sonrada ortaya çıkacak bir şey olmaması bağlamında da eğitim sözleşmesi ve know-how sözleşmesi benzerlik gösterir.

Ancak know-how sözleşmesinde aktarılacak bilginin ekonomik avantaj sağlaması ön plandadır. Ancak eğitim sözleşmelerinde eğitimin konusu ekonomik bir yarar sağlamayan bir şey de olabilir.

Ayrıca eğitim sözleşmeleri sürekli sözleşmeler olmakla birlikte know-how sözleşmeleri ani edimli şekilde gerçekleşebilmektedir.

Franchise Sözleşmesi

Franchise sözleşmesi know-how sözleşmesine nazaran çok daha kapsamlı bir sözleşmedir. Ayrıca Franchise sözleşmesinde tarafların içinde bulundukları güven ilişkisi know-how sözleşmesindeki güven ilişkisinden çok daha yoğundur. Bu bağlamda Franchise sözleşmesi know-how sözleşmesinden ziyade adi şirket sözleşmesine daha yakındır. Bir bilgi yahut tecrübenin aktarılması bağlamında benzerlik gösterse de gerek bu hususlar gerekse Franchise sözleşmesinin sürekli niteliği bağlamında büyük farklar gösterirler.

Edim Yükümlülükleri

Know-How Verenin Borçları

Asli Edim Yükümlülüğü

Know-how sözleşmesinde know-how verenin borçları belirtilirken öncelikle doğal ve belirgin olan know-how’ın açıklanması zikredilirken ikinci asli yükümlülük hususunda tartışmalar mevcuttur. Erbay ikinci asli yükümlülüğü know-how’ın kullanılmasına itiraz etmeme47 olarak belirlerken Öğüz know-how’ı kullanıma hazır bulundurma olarak belirtmiştir48. Biz bu hususta aslında iki yazarın açıklamalarından da hareket ederek pek de farklı konulardan bahsetmediklerini anlamakla beraber bu hususu Erbay’ın belirttiği şekilde isimlendirmeyi daha uygun bulduk.

Know-How Devretme(Açıklama)

Know-how’ın devri alacaklının bu hususta tatmini ile gerçekleşir. Bu bağlamda Know-how sözleşmede belirlenen şekilde karşı tarafa açıklanarak karşı tarafın sözleşmeden beklediği menfaat sağlanmalıdır. Bu sözleşmenin nasıl ifa edileceği sözleşmede açıkça belirtilmişse –ki sözleşmenin isimsiz sözleşme niteliği taşıması sebebiyle genelde sözleşmede bütün unsurların düzenlemesi yoluna gidilir- ifa bu şekilde gerçekleştirilmeli, düzenlenmemişse somut olayın niteliklerine göre uygun bir yolla ifa yerine getirilir49. Bu ifa yazılı, sözlü ve sözleşmede belirlenen herhangi farklı bir metotla gerçekleşebilir50.

Know-How’ın Kullanılmasına İtiraz Etmeme

Yukarıda bahsettiğimiz gibi Öğüz bunu kullanıma hazır bulundurma olarak ifade etse de bu şekilde kullanmanın daha uygun olacağı kanaatindeyiz. Çünkü yine Öğüz’de yazısında bu başlık altında özellikle know-how sınai manada korunabilecek türden bir hak ise bu yola başvurmamak yükümlülüğünden bahsetmiştir51. Dolayısıyla aslında Öğüz’ün de yine aynı yükümlülüğü ifade ettiği söylenebilir.

Bu asli yükümlülük bağlamında know-how veren haksız rekabet, patent vs. hususlarında know-how’a itiraz etmemek ile yükümlü iken aynı zamanda know-how’ı işlevsiz kılacak şekilde çok fazla kişiye know-how vermek girişiminde de bulunmamalıdır.

Doktrinde bu yükümlülüğü hiç saymayanlar da bulunmasına rağmen bu böyle bir yükümlülüğün tanınmamasından ziyade ilk asli yükümlülük kapsamında değerlendirilmesinden ileri gelir.

Yan Edim Yükümlülüğü

Know-how sözleşmesinin yeni ve sınai alana ilişkin bir sözleşme olmasından ötürü yan edim yükümlüklerinin de net bir şekilde ortaya konması zordur. Doktrinde de özellikle ikinci asli edim yükümlülüğü olan kullanımına itiraz etmeme kısmına dâhil edilebilecek kavramlardan daha belirgin olanlar asli edim yükümlülüklerine alınmışken diğerleri yan edimde tutulmuştur52.

Bunlar kanımızca asli edim yükümlülüğüne dâhil edilmesi gerektiğinden bunları bir kenara ayırırsak bu hususta Erbay’ın da belirttiği maksimum faydalandırma hususu sayılabilir. Buna göre know-how veren know-how alanın know-how’dan olabildiğince faydalanması adına elinden geleni yapmalıdır53.

Know-How Alanın Borçları

Asli Edim Yükümlülüğü

Know-how sözleşmesinin karakteristik edimi know-how veren tarafından sağlanan know-how olduğundan bu husus ikincil niteliktedir. Burada aslında know-how alanın yalnızca bedel ödeme yükümlülüğü vardır. Erbay kitabında kullanma adı altında ayrı bir yükümlülük zikretse de aslında bunu bedel başlığı altında zikretmenin daha uygun olduğu kanaatindeyiz.

Bedel

Yukarıda da bahsedildiği üzere know-how sözleşmelerinde bedel esaslı unsurdur. Know-how sözleşmeleri bedel alınmadan yapılamaz. Bu takdirde sözleşme know-how sözleşmesi olma özelliğini yitirir. Çünkü know-how sözleşmesindeki güçlü güven ilişkisi karşılığında bedel alınmaması halinde know-how veren bakımından bozulur.

Bedelin önemi bu şekilde zikredildikten sonra bedelin ne şekillerde alınabileceği hususuna değinilmelidir. Bedel klasik götürü usulde alınabileceği gibi, ciroya katılım, parça başına bedel, kâra katılım veya bunların kombini şeklinde gerçekleşebilir. Know-how’ın adi şirket sözleşmesi ile karşılaştırıldığı bölümde know-how bedelinin kâra katılım şeklinde gerçekleşmesi halinde sözleşme adi şirket sözleşmesine yaklaşmaktadır.

Bedel hususunda asıl olan götürü usul olsa da diğer yöntemler de bu sözleşme bağlamında kullanılabilir. Nihai olarak bunların herhangi biri kullanılabileceği gibi bunların birleştirilerek uygulanması da kabul edilebilir.

Erbay’ın ayrı bir yükümlülük olarak gösterdiği kullanma yükümlülüğü aslında götürü usul haricinde know-how verenin makul bir bedeli almasını sağlamak üzere tanınmıştır. Bizce ayrı bir yükümlülük olarak değerlendirilmemesi gerekir.

Kullanma

Götürü bedel55 haricinde bir ödeme biçiminin belirlenmesi halinde know-how alan know-how’ı kullanmayarak know-how verene ödemesi gereken miktarı düşürebilir hatta hiç bedel ödemeyebilir. Bunu önlemek adına doktrinde bazı yazarlar know-how alanın–ilgili durumlarda- know-how’ı kullanma yükümlülüğünün ortaya çıktığını56 iddia etmektedir. Ancak kanaatimizce bu husus uygun bir miktarın sözleşmece kararlaştırılmamış dahi olsa ödenmesi ile sağlanabilir. Neticede bunun sağlanmaması halinde gidilecek mahkeme sürecinin sonunda mahkeme know-how alanın know-how’ı kullanmasına değil uygun bir miktarın ödenmesine karar verecektir. Bu bağlamda know-how sözleşmesinde götürü usul harici bir bedel usulünün belirlenmiş olması ve know-how alanın bunu kastı kullanmaması halinde bedel hususunda know-how veren tatmin edilmemiş olacağından bu hususta tatmini gerekir.

Yan Edim Yükümlülüğü

Sır Saklama Yükümlülüğü

Sır saklama yükümlülüğü know-how sözleşmesinin en önemli yan edim yükümlülüğüdür. Know-how sır niteliğinde bilgi ve tecrübelerden oluştuğundan bu sırrın açıklanması know-how verene zarar veren bir durum oluşturacaktır. Know-how’ın sır niteliği ortadan kalkıp aşikâr olduğunda know-how sahibinin piyasadaki rekabet üstünlüğü ortadan kalkacaktır. Burada şunu özellikle not düşmek gerekir ki bu durum süreli de olsa ani edimli de olsa know-how sözleşmelerinde geçerliyken münhasır know-how sözleşmelerinde geçerli değildir. Çünkü bu sözleşmelerde know-how veren know-how üzerindeki tüm haklarından feragat etmekte, kendisi dahi bu know-how’ı kullanamamaktadır. Bu durumda hala know-how alana bunu sır olarak tutma yükümlülüğü yüklenemez. Ancak know-how alan açısından en faydalı durum bunun açıklanmaması şeklinde olacağından yine de bu yola gidilmesi mantıklı olmayacaktır.

Bilgi Verme Yükümlülüğü

Özellikle götürü olmayan bedel şekilleri seçildiği zaman karşımıza çıkan bu husus aslında götürü bedel dahi olsa know-how verenin know-how’ın gelişmesi durumlarından haberdar olması açısından önemlidir. Götürü bedel haricindeki bedel halleri seçildiği zaman bu ihtimalde bedel yapılan işle bağlantılı olacağından know-how veren know-how alandan hesap sorabilir. Bu bağlamda hesap defterlerini inceleyebilir. Münhasır know-how sözleşmesi ihtimalinde bu yan yükümlülük de ortadan kalkmaktadır.

Kullanma Yükümlülüğü

Bu yükümlülüğün yukarıda belirtildiği üzere asli edim yükümlülüklerinden sayılmayacağı kanaatindeyiz. Ancak hem bedel açısından hem de know-how’ın gelişimini sürdürerek piyasada güçlü kalması açısından know-how’ın kullanılması know-how verenin yararına olacaktır. Bu bağlamda know-how alan know-how’ı kullanma yükümlülüğü altına da girecektir.

Sona Ermesi

Know-how sözleşmelerinde sözleşmenin sona erme sebepleri –genel olarak tüm sözleşmelerde söz konusu olan borçların ifa edilmesi, borçlar ifa edilmeden borç ilişkisinin sonlandırılması gibi sebepleri saymazsak- ani edimli know-how sözleşmelerinde değil sürekli borç ilişkisi doğuran know-how sözleşmelerinde ortaya çıkar. Bunlar; fesih, sürenin dolması ve ölüm, iflas, ehliyetin kaybı, ticaret sicilinden terkini olarak sıralanabilir. Ancak know-how’ın hak olarak korunmaması sebebiyle burada bitmiş sözleşmeyle beraber know-how kullanımının nasıl sonlandırılacağı gündeme gelir. Diğer sözleşme türlerinde sözleşme konusunun geri iadesi mevzu problem teşkil etmezken know-how sözleşmelerinde bu sorun oluşturmaktadır. Çünkü know-how sözleşmesinin gereği bilgi ve tecrübeler açıklandıktan sonra bunları geri alınması mümkün olmamaktadır. Bu bağlamda sözleşmenin bitimiyle beraber know-how alanın know-how’ı kullanmaması ve hatta know-how gereği kurulmuş ise işletmesini kapatması dahi gerekebilir57. Somut olayın durumuna ve sözleşmenin gereklerine göre bu husus tartışılmalıdır.

Fesih

Her ne kadar yukarıda know-how’ın kural olarak ani edimli bir sözleşme olduğundan bahsedilse de know-how sözleşmeleri sürekli borç ilişkisi şeklinde de kurulabilir. Ani edimli borç ilişkilerinde fesih söz konusu değildir, ancak sürekli borç ilişkileri fesih ile sonlandırılabilir58. Genel hükümler dahlinde fesih olağan ve olağanüstü şekilde yapılabilir. Ayrıca yine genel hükümler bağlamında fesih beyanı karşı tarafa ulaşmadıkça sonuç doğurmaz.

Sürenin Dolması

Yine sürekli ilişki doğuran know-how sözleşmelerinin süreli olarak kurulmasında karşımıza sürenin sona ermesi sözleşmenin sona erme sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkar59. Bu bağlamda belli bir süre için kurulmuş olan know-how sözleşmeleri sürenin bitimiyle beraber sona erer.

Ölüm, İflas, Ehliyetin Kaybı, Ticaret Sicilinden Terkin

Know-how sözleşmesinin kişiye bağlı ve güven ilişkisine dayalı özelliğinden dolayı bir tarafın ölüm, iflas, ehliyetin kaybı ve ticaret sicilinden terkini ihtimallerinde know-how sözleşmesi de sona ermektedir.

Sonuç

Know-how sözleşmesi günümüzde sıkça kullanılan(patent-lisans sözleşmelerinin yaklaşık yarısı kadar know-how sözleşmeleri yapılmaktadır) bir sözleşme olarak değerlendirmek mümkündür. Yine karamın sınai hukuka ilişkin belirgin olmayan bir kavram olması sebebiyle sorunlarla da karşılaşılabilmektedir. Ancak yine de bu sözleşmeni isimsiz sözleşme olarak kalması bizatihi bu sebeplerle önem teşkil etmektedir. Sözleşmenin kendine özgü ve gelişmekte olan yapısı kanuna alınıp dondurulduğu takdirde daha farklı sorunlarla karşılaşılması muhtemeldir.

henüz yorum yok
 0224 999 11 16
0537 850 48 97
avkahramanabdussamed@gmail.com
Kükürtlü Mh. Kükürtlü Cd. No: 67
Tan İş Merkezi B Blok Kat: 3 No: 7
Osmangazi/Bursa

Ara