Makale/Blog
Giriş
Önceden daha basit bir hüviyet taşıyan mal ve hizmet alımı ilişkileri Sanayi Devrimi’nin ardından 19. yüzyılın sonlarına doğru mal arzının da artmasıyla birlikte karmaşıklaşmaya başlamıştır. Tüketici her zaman var olmasına karşın tüketici kavramının ortaya çıkışı bu sıralara rastlamaktadır. Çok fazla seçenek arasından tercih yapma imkânına kavuşmakla birlikte aldığı ürünü seçmek üzere gerekli bilgiden mahrum kalmaya ve üreticinin güçlenmesiyle onlara karşı haklarını savunmakta zorluk çekmeye de başlayan tüketici, üretici karşısında güçsüz kalmaya başlamıştır. Gerçekten de serbest piyasa ekonomisinde a priori kabul edilen bireyin mutlak akılcılık, kişisel menfaat ve serbest irade ile hareket edeceği görüşü özellikle günümüz piyasalarında geçerliliğini büyük oranda yitirmektedir1. Bireyin/tüketicinin bu konumu açısından hukuki çözümler üretmek şart olmuştur. Bu ihtiyaçtan doğan tüketici hukukunun gün geçtikçe kapsamı büyümüş ve etkisi gittikçe artmıştır. Günümüzde tüketici hukuku hukuk dalları arasında önemli bir yer teşkil etmektedir.
Giriş
Bilindiği gibi sözleşme türleri Borçlar Kanunu’nda yahut diğer kanunlarda düzenlenmiş sözleşmelerle sınırlı değildir. Kanunda düzenlenmiş isimli sözleşmeler gibi bir de kanunda düzenlenmemiş olan isimsiz sözleşmelerin olması sözleşme serbestisinin de gereğidir. Bu minvalde değerlendirilebilecek sözleşmelerden biri de know-how sözleşmesidir.
Bu çalışmada know-how1 sözleşmesi; sözleşmenin tarihsel gelişimi, tanımı, unsurları, şekli tartışılıp diğer bazı yakın sözleşme türleri ile karşılaştırmalar yapılacak, bu sözleşmenin taraflara yüklediği yükümlülükler ve bu sözleşmeye uygulanacak hükümler açıklanacak nihayetinde sözleşmenin nasıl sona erdiğinden bahsedilerek çalışma tamamlanacaktır.
I.Giriş
Sosyal devlet ilkesinin gereği olması bir yana hukukun da bir gereği olarak güçlü de güçsüz de olsa haklının haksıza karşı korunmasını teminen iş hukukunun sözleşmenin güçsüz tarafı olan işçiyi işverene karşı koruması bağlamında ortaya çıkmış iş hukuku kavramı ortaya çıktığı günden bu yana önemini korumakta ve hatta artırmaktadır.
I.Giriş
Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya çıkıp sonlarına doğru dünyadaki herkesin hayatının bir parçası olan bilgisayarın günümüzdeki önemini anlatmak herhalde izahtan varestedir. Hayatımızın her alanında türlü işler yapmak için kullandığımız bilgisayarlar sayesinde mesafeler yakınlaşmış işlerin yapılması hızlanmıştır. Bilgisayardan söz edildiğinde yazılım kavramı da bununla beraber gelmektedir.
KIDEM TAZMİNATI NEDİR?
Kıdem tazminatı; işçinin çalıştığı işyerine verdiği emeğin karşılığı olarak çalıştığı yıl sayısınca brüt ücreti üzerinden hesaplanan kanunda öngörülen şartlar oluştuğunda almaya hak kazandığı tazminattır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2007/3906 E. 2009/12118 K. ve 28.04.2009 tarihli kararında kıdem tazminatı şu şekilde tanımlanmıştır. “İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dâhilinde verilen toplu paraya kıdem tazminatı denilmektedir.”
Av. Abdüssamed Kahraman LL.M.1
ÖZET
Geçtiğimiz 40 yılda paralar kâğıt hallerinden yavaşça soyutlanarak dijitalleşmeye başlamıştır. Banka hesaplarındaki rakamlardan ibaret paralar elektronik kartlar aracılığıyla kullanılmaya başlanmıştır. Bu akımla beraber ortaya çıkan elektronik para da günümüze kadar işlerliğini artırmıştır. Elektronik para hususunu düzenlemek adına ülkemizde kısa zaman önce yasalaştırma çalışmaları yapılmış ve konuya ilişkin kanun, yönetmelik ve tebliğler çıkarılarak hukukî altyapı oluşturulmuştur. Makalenin amacı ülkemizdeki ve Avrupa’daki düzenlemeler bağlamında henüz yeni sayılabilecek elektronik para kavramını inceleyerek mahiyetini açıklamaktır.
Tan İş Merkezi B Blok Kat: 3 No: 7
Osmangazi/Bursa






